Archive for Kasım, 2007

Dünyanın dört bir yanından animasyonlar İstanbul’da…

Cuma, Kasım 30th, 2007

Animasyonseverler için bayram erken başlıyor…4 Aralık Salı günü İstanbul Modern’in Sinema Salonu kapılarını Almanya, ABD, Çek Cumhuriyeti, Hollanda, Fransa, Kanada, Portekiz ve birçok ülkeden yaklaşık 300 eseri izleyicilerle buluşturmak için açacak.  6 gün sürecek festivalde ülkemizden de 30′un üzerinde animasyon bulunmakta.Festival dahilinde 4 adet uzun metrajlı film gösterimi ve 4 adet söyleşi düzenlenmiş.Uzun metrajlı filmler: We Are the Strange (94’ Stop Motion-3D) Yönetmen: M dot Strange. Blood Tea & Red String (70’ Stop Motion) Yönetmen: Christiane Cegavske. Imagination (70’) Yönetmen: Eric Leiser. 5 Centimeters per Second(63’) Yönetmen: Mokoto Shinkai.Söyleşilerin konukları: Amerikalı ünlü yönetmen Bill Plympton, Türkiye’nin önemli animasyon film yönetmenlerinden Meral Erez, Cemal Erez ve Tan Oral, post-prodüksiyon çalışmalarıyla tanınan Kerem Kurdoğlu, ve yerel animasyon firması Anima’nın yönetmenlerinden Mehmet Kurtuluş.Festivalde gösterilecek tüm filmlerin listesi için: Uluslararası Animasyon Festivali Resmi SitesiTek gün bileti 1 YTL, festival kombine bileti ise 5 YTL’den satılmakta. Bilet satın almak ve gösterim saatleri ile ilgili detaylı bilgi için: İstanbul Modern Sinema Sitesi

O Kadın

Perşembe, Kasım 29th, 2007

Kariyer sahibi ve varlıklı bir kadın..Kendisi gibi varlıklı bir işadamı..Evlilikle sonuçlanması beklenen ilişkileri..Derken..Ortaya çıkıveren “özgür” ruhlu bir müzisyen..”Esas kız”ın aklını çelen bu müzisyenle birlikte oluşan “üçlü” ilişkiler ağı..ve kaçınılmaz son..Gözyaşı..

Peki bu klişe masalı farklı kılan ne? Tabi ki filmin omurgasını oluşturan “Sezen Aksu Şarkıları”. Hepimizi zaman zaman -ama az ama çok- etkileyen, ağlatan, neşelendiren Sezen Aksu şarkılarının başrolde “oynadığı” bir film, O Kadın. Hikayesindeki “duygu”nun diyaloglardan ziyade şarkı sözleriyle ifade edildiği filmde 19 Sezen Aksu şarkısı yer alıyor.

(more…)

My sassy girl (Yeopgijeogin geunyeo)

Perşembe, Kasım 29th, 2007


Hala izlemeyenler varsa onlara tavsiye edebileceğim 2001 yılı Güney Kore yapımı olan My sassy girl gerçek bir hikayeden kitaplaştırılmış ve daha sonra Jae-young Kwak tarafından sinemaya aktarılmıştır.Film Kyun-woo(Tae-hyun Cha) isimli kolej öğrencisinin metroda sarhoş ama bir o kadar güzel bir kızla(Ji-hyun Jun) karşılaşması ve ayakta zorlukla duran bu kızı bir otele götürmesiyle başlar.Tesadüfler üzerine kurulu filmde karakterlerimiz bir kaç kez daha karşılaştıktan sonra her gün görüşmeye başlarlar ve bizde onların ilginç ve komik maceraları arasında sürükleniriz.Film komik olduğu kadar duygusal öğelerlede çok güzel beslenmiş ve akıllarda iz bırakan bir çok repliğe sahip.

(more…)

Bad Guy (Nabbeun namja)

Cumartesi, Kasım 24th, 2007

Bad Guy
2001/Kim Ki Duk/100 dk.
Son dönemde Uzak Doğu sinemasının hızlı çıkışının hepimiz farkındayız.Farklı senaryoları sinemaya yeni bakış açıları katmaya başladı.Özellikle Güney Kore filmleri daha ön planda.Güney Kore’nin en çok tartışma yaratan isimlerinden biri olan Kim Ki Duk’un benzersiz üslubuyla düşüncelerini bize aktardığı 2001 yılı yapımı Bad Guy (Nabbeun namja) filminden bahsetmek istiyorum.Ne kadar aşk konusu içersede bir çok kişiyi özellikle kadınları kızdıracak bir senaryoya sahip diyebilirim.Film Han-ki(Jae-hyeon Jo) isimli karakterin 21 yaşındaki üniversiteli bir kızı(Sun-hwa) sokağın ortasında öpmesiyle başlar.İlk başta çok saçma gelebilir hepinize ama daha sonra herşey farklı bir yol alır.Üniversiteli kız herkesin içinde kendisinden özür dilemesini bekler, onu küçük düşürür ve bu durum karşında Han-ki kendisine yakın tutmak hemde gururunu kırması nedeniyle kızı fuhuş batağının içine sokar.
(more…)

6. Uluslararası Komedi Filmleri Festivali

Cuma, Kasım 23rd, 2007

Bu yıl altıncısı düzenlenecek olan Komedi Filmleri Festivali 23-29 Kasım tarihleri arasında İstanbullu sinemaseverlerle buluşacak. Açılış filmi Cenazede Ölüm olan festival, “Evlerden Yükselen Kahkahalar”,  “En Çok Güldüklerimiz”, “Avrupa Gülüyor”, “Amerikan Bağımsızları” gibi bölümlerden oluşuyor. Bunların yanısıra Ustaya Saygı bölümünde Şener Şen’in klasikleşmiş filmlerine yer verilecek. Jürisini izleyicilerin oluşturacağı “En Ciddi Komedi Filmi Yarışması” da festivalin geleneksel bölümlerinden. Filmler Taksim’de Alkazar Sineması ile Fransız Kültür Merkezinde, Maçka’da ise Cinebonus G-Mall’da izleyicisiyle buluşacak. Fransız Kültür’deki gösterimler ücretsiz olurken Alkazar ve Cinebonus’taki gösterimler, sponsor firmanın kredi kartına sahip izleyicilere %50 indirimli sunulacak. Filmler ve program için: 6. Uluslararası Komedi Filmleri Festivali

Max Payne Beyazperdeye Geliyor

Pazar, Kasım 11th, 2007

Rockstar Games’in PC ve PlayStation için ilkini 2001′de, ikincisini 2003′te (The Fall of Max Payne) çıkardığı ve sabırsızlıkla üçüncüsü beklenen efsanevi oyunu Max Payne de nihayet beyazperdeye geliyor.

Karısını ve bebeğini öldürenlerden intikam almak için takibe çıkan ve gitgide “en tepedeki” adamların hesabını kesmek için büyük bir mücadeleye giren dedektif Payne’i filmde Mark Wahlberg canlandıracak. Bu satırların yazarı gibi, ilk iki oyunu heyecanla oynayıp bitirenlerdenseniz, film için -IMDB’ye göre- 2010′u sabırsızlıkla beklemeniz gerekecek.

müjdeli edit: fragmanları dönmeye başlayan film, 17 Ekim 2008′de (yaklaşık 1 ay sonra) Amerika’da vizyona giriyor.

3:10 Yuma trenine yeriniz hazır

Perşembe, Kasım 8th, 2007

1957 yapımı bir Western filminin yeniden çekimi olarak karşımıza çıkan “3:10 Yuma”,  Russell Crowe, Christian Bale gibi büyük oyuncularıyla göz dolduruyor.

Kanun kaçağı Ben Wade (Crowe) yakalanmıştır ve adalet önüne çıkarılması için Yuma’ya gidecek 3:10 hareketli trene yetiştirilmesi gerekmektedir. Fakat Wade gibi usta bir haydutla yol boyu başa çıkmak hiç kolay olmayacaktır. Tutukluyu trene yetiştirmek üzere yola çıkan grupta kendi halinde bir çiftçi olan, savaş malulü Dan Evans (Bale) da vardır. Başlangıçta bu tehlikeli görevi 200 dolar uğruna kabul eden Evans için bu serüven, daha sonra, çocuklarının gözünde bir tür “kahraman” olma çabasına dönüşecektir. Çünkü yoksulluk içinde yaşayan ve çocuklarının nezdinde saygınlığını yitirmiş bir adamdır o. Yolculuk süresince bu gözüpek ve dürüst çiftçiyle, geçmiş günahlarından pişman, farklı bir “kötü adam” portresi çizen Wade’in birbirlerinden öğrenecek çok şeyleri olacaktır.
Başarılı oyunculuk ve senaryosuyla, iki saatlik bol aksiyonlu, silahlı, kovalamacalı bu Western filmi şu an vizyonda. Biletlerinizi ayırtın.

Farklı Bir Otobiyografi: Persepolis

Cumartesi, Kasım 3rd, 2007

Marjane Satrapi’nin çok satan çizgiromanından beyazperdeye aktarılan Persepolis, geçtiğimiz günlerde Filmekimi‘nin açılış filmi olarak ülkemizde gösterime girmiş, ardından da sinemalarda yerini almıştı. İranlı liderlerin tepki gösterdiği film, İranlı bir genç kadının çocukluğundan itibaren ülkesinde ve Avrupa’da yaşadıkları, hissettikleri üzerine kurulmuş otobiyografik bir hikaye sunuyor bizlere. Tepkilerle karşılaşınca ve hikayenin merkezinde de komşumuz İran olunca epeyce merak uyandırmıştı film ülkemizde de. Her ne kadar filmin -ve çizgiromanın tabi- öyküsü siyaset ekseninden ayrılmasa da, politik ya da -hele hele- propaganda filmi sıfatı taşımıyor Persepolis.

Çocukluğu Tahran’da geçen, devrim yanlısı aile ve akrabalarıyla büyüyen Marjane, Şah’ın devrilmesinin ardından karşılaşılan tüm sıkıntıları bizzat yaşamıştır. Yakınlarını kaybetmenin üzüntüsüne ülkenin gittikçe baskıcı bir rejim altına girmesi ve Irak savaşının patlak vermesi de eklenir. Kızlarının politik duruşu ve “dobra”lığını bilen ailesi, yeni rejim altında her daim “diken üstünde” olacağını bildikleri için onu Avrupa’ya göndermeye karar verirler. Çocuklukta yaşadığı acıların yüküyle, aileden uzaklarda bir başına kalan küçük Marjane’in genç kızlığa geçiş süreci kolay olmayacaktır. Kendisini “öteki” olarak gören diyarlarda yeni arkadaşlıkları ve aşkları derin izler bırakacaktır yaşamında. O artık hem kendi ülkesinde hem de yabancı bir ülkede “yabancı” olmanın sıkıntısını çekecek olan bir kızdır.

Anlatmaya çalıştığım üzere film, “öcü İran” temasından çok, bir genç kızın hayatından kesitler sunma üzerine kurgulanmış. Anlatımı yalın olan filmin kendisi de, alışık olduğumuz Disney ya da Pixar animasyonlarından farklı olarak, sade ve göze hoş gelen çizgilerle bezeli bir animasyon. Son bir hatırlatma: 60.Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü kazanan, En İyi Yabancı Film dalında Oscar aday adayı Persepolis hala vizyonda.