Archive for Eylül, 2007

Filmekimi heyecanı başlıyor

Pazartesi, Eylül 24th, 2007

Bu yıl 6. yaşını kutlayacak olan Filmekimi, yine dopdolu, yine ödüllü yapımlara ve büyük ustaların eserlerine ev sahipliği yapıyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen festival, 19-25 Ekim tarihleri arasında Beyoğlu Emek Sinemasında gerçekleştirilecek ve toplam 21 film gösterimde olacak. Her gece 21:30 seanslarında galası yapılacak 7 film arasında ise “Persepolis”, “4 Ay, 3 Hafta ve 2 Gün”, “Paranoid Park” gibi merakla beklenen filmler mevcut. Ayrıca ilki geçen sene düzenlenen Nokia NSeries Kısa Film Yarışması da bu yıl yine Filmekimi’yle beraber başlayacak. Hafta içi gündüz seanslarının 3,5 Ytl’den satılacağı biletler 6 Ekimde satışa çıkıyor.

Film Gösterim Çizelgesi için : Filmekimi 2007

Dili İngilizce olmayan en iyi 100 film

Perşembe, Eylül 20th, 2007

Edward Copeland on Film, adlı blog sitesinde, Edward Copeland’in film yazarları, blog yazarları, eleştirmenler, akademisyenler ile yapmış olduğu kapsamlı sayılabilecek İngilizce dışındaki bir dilde yapılmış en iyi 100 film projesinin sonuçlarını yayınandı. 51 kişilik düzenleme komitesi aday olacak filmleri belirlediler ve burada belgeselleri, kısa filmleri, sessiz filmleri ve 2002 yılından daha yeni filmleri bu listeye dahil etmediler.

İşte bu çalışmanın sonucunda ortaya çıkan ilk 10 film: (Listenin tamamı için buraya tıklayın.)

  1. The Rules of the Game, Jean Renoir, Fransız
  2. The Seven Samurai, Akira Kurosawa, Japon
  3. M, Fritz Lang, Alman
  4. 8 1/2, Federico Fellini, İtalyan
  5. Bicycle Thieves, Vittorio de Sica, İtalyan
  6. Persona, Ingmar Bergman, İsveç
  7. Grand Illusion, Jean Renoir, Fransız
  8. Aguirre, the Wrath of God, Werner Herzog, Alman
  9. The Battle of Algiers, Gillo Pontecorvo, Fransız & Arap
  10. The 400 Blows, Francois Truffaut, Fransız

Listede tahmin ettiğimiz isimler bolca yer almış: Kurosawa (7 kez), Bergman (7 kez), Fellini (5 kez), Truffaut (4 kez), Godard (5 kez). Renoir ise yalnızca iki filmi ile listede ama ilginç olan yanı bu iki filmin de ilk 10′da olması.

Dillere göre ayıracak olursak, Fransızca 35 filmle listeyi domine ediyor, onu 15 filmle İtalyanca takip ederken, Japonca 13 filmle 3.sırada yer alıyor. Kieslowski ve Bergman sayesinde Lehce ve İsveçce de listeye girebilmiş durumda. Bunlardan başka Rusça, Almanca ve İspanyolca’dan da örnekler görebiliyoruz.

Sizce listedeki en önemli eksiklik ne? Keşke Türkçe’yi de görebilsek dediniz mi siz de?

Serbest Bölge

Çarşamba, Eylül 19th, 2007

Ortadoğu’da bitmek bilmeyen savaş ve birbirine düşman ülkeler..Bu ülkelerin tam ortasında bir Serbest Ticaret Bölgesi..ve farklı anlatımıyla dikkatimizi bu topraklara çeken bir film:Serbest Bölge..İsrailli yönetmen Amos Gitai’nin son filmi Serbest Bölge, savaşlarla yorgun düşmüş toprakları 3 kadın üzerinden anlatıyor bizlere: Kocasının 30000 dolar alacağını tahsil etmek için Amerikalı ortağının peşine düşüp sınırlar aşan İsrailli Hanna (Hana Laszlo), nişanlısından yeni ayrılmış davetsiz yol arkadaşı Amerikalı Rebecca (Natalie Portman) ve bu ikiliye sonradan dahil olan Filistinli Leyla (Hiam Abbass). Ezeli düşman iki toplum, Arap ve Yahudilerin, yaşamlarının aslında nasıl içiçe geçtiğini gösteren filmde, tarafların birbirlerini anlamaya çalıştıklarında kimi sorunlarını halledebilecekleri de anlatılmaya çalışılmış. Hollywood’un “şaşaalı” aksiyon sahnelerine alışık bünyeler için filmin akışı biraz “ağır” gelse de, gerek anlatım biçimi gerekse kültürel çeşitliliğiyle başarılı bir film Serbest Bölge. Hanna ve Rebecca’nın birlikte arabada yol aldığı sahnelerde, akıp giden yol sahneleri ve karakterlerin hatıralarını içeren sahneler üstüste bindirilerek (superimposition) farklı ve güzel bir anlatım yolu denenmiş. Hele ki filmin başlangıç sahnesinde Ağlama Duvarının önünde arabanın içinde Natalie Portman’ın 7 dakika süren hıçkıra hıçkıra ağlama sahnesi, fondaki “yanık” İsrail halk türküsü eşliğinde filmin en çarpıcı yanı olarak karşımıza çıkıyor.

Arapça, İbranice, İngilizce ve İspanyolca diyalogların birarada karmakarışık halde kullanılması o bölgenin kendine özgü “karmaşıklığı”nı anlatması açısından önemli yer tutuyor. Diğer vizyon filmleriyle yarışacak boyda olmasa da, farklı bakış açısı arayanlar için bu 2005 yılı İsrail/Belçika/Fransa/İspanya ortak yapımı 90 dakikalık film iyi bir alternatif olabilir.

Zümrüdüanka sonrası

Salı, Eylül 18th, 2007

Tamamlanmasına iki film daha olmasına rağmen, Harry Potter serisi 4.47 milyar dolarlık hasılata ulaşarak, listenin zirvesine oturdu. Harry, 4.23 milyar dolarlık Star Wars (ilk üçleme ve yeni üçleme toplamı) ve 4.44 milyar dolarlık 21 James Bond filmini geride bıraktı.

Tabi bu başarı, serinin son filmi Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı’nin 923.7 milyon dolarlık hasılata ulaşması sonucunda gerçekleşti. Vizyonda kalmaya devam ettiği sürece artacak olan bu meblağa, serinin kalan iki filmi olan Melez Prens ve Ölüm Yadigarları ile birlikte en azından 1 milyar dolar daha eklenecek.

Bond serisi de tabi ki devam edecek fakat, 1.sırayı yeniden alması için şimdiye kadar gösterdiği performansın çok ötesine geçmek zorunda.

İlk 007 filminden bu yana geçen zamanı göz önüne aldığımızda, enfasyon ile birlikte artan bilet fiyatlarının da hesaba katılması gerektiği düşünülebilir.