Archive for Haziran, 2007

Kabadayı geliyor!

Pazartesi, Haziran 18th, 2007

Eşkiya ve Gönül Yarası gibi Türk sinemasının unutulmazları arasına ismini yazdıran filmlerde birlikte çalışan Yavuz Turgul ile Şener Şen, Kabadayı adlı yapımla bir kez daha seyirci karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Senaryosu Yavuz Turgul’a ait filmin başrollerini Şener Şen ve Kenan İmirzalıoğlu paylaşırken, yönetmen koltuğunda Ömer Vargı’yı görüyoruz. Çekimlerine İstanbul’da Karagümrük ve Kasımpaşa semtlerinde başlanacak filmin, 2007′nin sonunda vizyona girmesi bekleniyor. Güçlü kadrosu ile hayli iddialı bir şekilde gösterime girecek yapım, bakalım sinemamızda “iz bırakanlar” arasında yer alabilecek mi?

Thundercats de beyaz perdede…

Cuma, Haziran 15th, 2007

Hollywood’da yeni denenen bir tür başarılı olduğunda, hemen arkasından birçok türevi onu takip ederek işin suyunu çıkarır. Defalarca gördüğümüz bu durumda öncü olanlar daima en başarılı olanlar olmuş sonradan takip edenler ise sadece kar amacı güden yapımlar oldukları için pek de hatırlanası değillerdir.

Şimdi yeni öncülerimiz yakında vizyona girecek olan Transformers ve He-Man. İkisini de merakla bekliyoruz ve hayal kırıklığı yaratmamaları için dualar ediyoruz. Bu listeye şimdi 80lerden bir çizgi film daha katılıyor; ThunderCats! Lion-O, Jaga, Panthro, Cheetra ve Thundera gezegeninin diğer sakinleri mitolojik, fantastik ve futuristik öğeleri biraraya getirerek çocukluğumuzun unutulmazları arasına girmişti. Bu efsanenin beyaz perdeye aktarımında görev Paul Sopocy’ye düşüyor.

Kanımca, film hasılat rekorları kıramayacak, ThunderCats sözü edildiğinde heyecanlanan (ki ben onların arasındayım ama azınlık içerisinde olduğumu da biliyorum) kaç kişi var ki?

Beynelmilel bi’şey

Salı, Haziran 5th, 2007

1982 yılı, Adıyaman..Bir grup gevende (sokak çalgıcısı) askeri orkestra haline gelirse neler olur? Devrin sıkıyönetim şartları altında kısıtlı imkanlarla kurulan -ya da kurdurulan- “orkestra”, milli güvenlik konseyini karşılamak gibi önemli bir görevde bulunmak durumundadır. Çalgıcılar yeteneklidir, uzun havadan Chopin’in cenaze marşına, Lorke’den Tango müziğine kadar geniş bir repertuara sahiptirler, üstelik “sakıncalı” listedeki şarkıları çalmaktan da şiddetle kaçınmaktadırlar.Fakat repertuarlarındaki Enternasyonel Marşı, (L’internationale) sandıkları gibi sadece “beynelmilel birşey” değildir ne yazık..Gülendam ise (Özgü Namal) orkestranın “şef”i Abuzer’in (Cezmi Baskın) kızıdır ve tek istediği şey sevdiği adama yakın olmaya çalışmaktır, ancak sevdiği adam Siyasal Bilgiler öğrencisidir ve çevresindekilerden biraz “farklı” düşünmektedir. Tüm bunlar biraraya geldiğinde ortaya yasaklı, çalgılı, müzikli “trajikomik” bir hikaye çıkacaktır.

Özgü Namal’ın yine “saf köylü kızı” rolüyle (bkz. Mutluluk) başarılı bir performans sergilediği ve 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali‘nde En İyi Kadın Oyuncu ödülüne uzandığı Beynelmilel, kaliteli senaryosu ve oyunculuğu-Ece Temelkuran da kısa bir replikle rol almış-, ayrıntılara gizlenmiş ince mesajları -eski halkevindeki Guernica gibi!- ve akıcı sayılabilen anlatımıyla farklı bir dönem filmi olarak karşımıza çıkıyor.