Archive for Mayıs, 2007

Mr. Bean Tatilde!

Perşembe, Mayıs 24th, 2007

Mimikleri ve elastik vücut hareketleriyle Mr.Bean, 10 yıllık bir aradan sonra tekrar karşımızda! Bu kez tek derdi, çekilişten kazandığı Güney Fransa tatiline, plaja ve denize ulaşmak. Girdiği her ortamı birbirine katan Bean için bu o kadar da kolay değil ama. Yol boyu elinden düşürmeyeceği kamerasıyla seyahate çıkan “kahraman”ımız, her geçtiği yerde bir belaya yol açacak, son olarak Cannes Film Festivali’ne de “damgasını vuracak”tır.

İlk filmdeki “itici”liğinden uzak, daha sevimli bir Bean var artık karşımızda bu devam filminde. Bildiği 3 yabancı kelimeyle (’Oui’, ‘Non’ ve ‘Gracias’ -evet, bu İspanyolca!- ) Fransa’da derdini dile getirmesi epey zor olacaktır. Gerçi aklı fikri plajda olan Bean, insanlarla iletişim kurmaya çok da hevesli biri değil zaten bildiğimiz gibi.

Yarattığı Bean karakteriyle Rowan Atkinson, bizleri sırf hareketleriyle ve mimikleriyle eğlendirirken, “güldürürken düşündürmek” gibi klişe bir kaygıdan uzak, hoş vakit geçirtiyor bizlere. 90 dakikalık süresiyle Mr. BEAN TATİLDE, yorulmadan izleyebileceğiniz tarzda bir film. Sıkıntıya birebir…

Sanat ve Eğlencenin En Büyük Sokak Şöleni

Pazartesi, Mayıs 14th, 2007

02-17 Haziran tarihleri arasında, tam 16 gün boyunca karnaval havası esecek Beyoğlu Fransız Sokağında. Daha önceki yıllarda da çeşitli festivallerle adını duyuran Türkiye’nin ilk temalı sokak projesi Fransız Sokağı, bu yaz da, başta kısa film yarışması ve gösterimleri olmak üzere birçok etkinliğe evsahipliği yapacak. 2-17 Haziran arası hergün, gündüz kapalı salonda, akşam açık alanda yarışmaya katılan tüm filmler gösterilecek. Ödül töreni ve kokteyl ise 17 Haziran Pazar akşamı..Ayrıca Ediz Hun’dan Osman Sınav’a, Pelin Batu’dan Halit Akçatepe’ye birçok ünlü ismin katılımıyla sinema üzerine söyleşiler de yapılacak.

Bu sene KISA FİLMLER SOKAK ŞÖLENİ ismiyle düzenlenecek festivalin gece ve gündüze yayılan etkinliklerinde resim sergileri, ressamların canlı performansları, sokak defileleri, el sanatları atölyeleri, dans gösterileri ve konserler de mevcut. Fransız Sokağı, tüm canlılığı ve coşkusuyla ziyaretçilerini bekliyor. Ayrıntılar için:

Kısa Filmler Sokak Şöleni ‘07

Kızım Olmadan Asla

Pazar, Mayıs 13th, 2007

Betty Mahmudi’nin yaşanmış bir olayı kaleme aldığı aynı isimli kitabından (Varlık Yayınları) beyazperdeye aktarılan KIZIM OLMADAN ASLA, bir annenin kızı uğruna katlanabileceği sıkıntıları konu alıyor.

Betty, Amerika’da uzun yıllar yaşamış bir doktor olan Mudi ile evleniyor ve Mehtap adında bir kızları oluyor. Humeyni rejimiyle birlikte değişen İran’ı görmek isteyen Mudi, orada güvende olacakları, istedikleri zaman da geri dönebilecekleri vaadiyle Betty’yi ikna ediyor ve kızlarını da alarak beraber Tahran’ın yolunu tutuyorlar. Fakat oraya vardıklarında işler bambaşka bir hal alıyor. Geniş ve tutucu bir ailesi olan Mudi, kısa zamanda onların hayat tarzına boyun eğmek zorunda kalıyor ve karısına ve kızına karşı davranışları değişiyor, eski uysal halinden eser kalmıyor. Üstelik -yine ailenin baskısıyla- Tahran’a yerleşmek isteyip, Mehtap’ı da kendi usüllerince giydirmeye ve eğitim vermeye başlayınca Betty için kaçmaktan başka çare kalmıyor. Ne var ki, İran kanunlarına göre yanında kocası olmadan kızıyla birlikte kaçması mümkün olmadığından, gizli ve tehlikeli bir kaçış serüveni başlıyor genç kadın için. Kızını kucakladığı gibi yollara düşen Betty, türlü badireler atlatarak geçen zor günlerin ardından Suriye üzerinden Türkiye’ye giriş yaparak başarıyla tamamlıyor yolculuğunu. Ne de olsa burası “küçük Amerika”, değil mi!..

Filmin final sahnesi hayli ilginç: Türkiye’ye salimen varan anne kızın Amerikan bayrağının dalgalandığı konsolosluk binasına doğru bir yürüyüşleri var ki, sanırsınız cennetin kapısındalar. Niyeti -her zamanki gibi- “üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek” olan Hollywood, bizi, İranlıların “öcü” olduğuna ikna etmek için çok çabalamış gene. Yine de, İrandaki baskıcı yaşam tarzını bire bin katarak anlatan 1991 yapımı bu propaganda filmini, -ne yazık ki- ikinci planda kalan “insani” yönlerine odaklanarak annenizle birlikte izleyebilirsiniz bu anlamlı ve güzel pazar gününde.

Çağan Irmak, Plaklarıyla Babylon’da

Pazartesi, Mayıs 7th, 2007

7.sanatı büyülü kılan en önemli unsurlardan biri müziktir ve filmlerinde bu bilinci oldukça iyi kullanan yönetmenlerden biridir, Çağan Irmak. Şu sıralar Ulak filminin çekimlerini sürdüren Irmak, kişisel müzik koleksiyonundan kendi seçeceği parçaları Babylon’a gelecek misafirlere sunacak. Yarın akşam (8 Mayıs Salı) 9:30′da başlayacak organizasyondan elde edeceği tüm geliri de Darüşşafaka Cemiyeti’ne bağışlayacak. Biletler Babylon gişesinde 20 YTL (öğrenci 12 YTL), Biletix’te 22,5 YTL.

Detaylar: Babylon - Online bilet satış: Biletix

9. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

Pazar, Mayıs 6th, 2007

9.Uluslararası Eskişehir Film Festivali dün Müjde Ar ve Kadir İnanır’ın onur konuğu olarak katıldıkları açılış töreni ile start aldı. Dünya Sinemasının Genç Yıldızları, Sinema Tarihinin Unutulmazları, Dünya Festivallerinden, Bir Ülke ve Sineması (ki bu sene bir ülke olarak Hindistan yer almakta), Türk Sineması, Canlandırma Sineması, Kısa Filmler, Belgeseller, Gece Yarısı Sinemasi, Özel Gösterim, Söyleşiler ve Sinema Dersleri bölümlerinden oluşan Festival 15 Mayıs’a kadar devam edecek. Detaylı bilgi için Basın Bülteni’ni haberin devamına ekledik. Ayrıca Festival için oldukça şirin bir websitesi hazırlamışlar.

(more…)

Spider-Man 3

Cumartesi, Mayıs 5th, 2007

Radyoaktif bir örümcek tarafından ısırıldıktan sonra şehirde oraya buraya ağ atarak gezinmeye başlayan süper kahramanımız Örümcek Adam, serinin 3. filmiyle yine karşımızda. Kostümün altındaki kişilik, öğrenci ve fotoğrafçı Peter Parker, işleri yoluna koymuş, neşesi yerinde olarak devam etmektedir hayatına. Nasıl keyifli olmasın ki; halkın hayranlığını kazanmış, herkes “Spidey” diye ölüp bitiyor, üstelik sevdiği kız Mary Jane’ e de (Kirsten Dunst) evlilik teklifi yapma aşamasına gelmiş. Ama herşey tozpembe değil tabi hayatta, hele ki bir süperkahraman için hiç değil! Venom gibi, Sandman gibi kendisine diş bileyen hasımlarının yanısıra, bu filmde daha büyük bir düşmanla karşı karşıya kalıyor kahramanımız: Kendisiyle!


Gökten düşen kara bir “şey” (alien symbiote) Parker’ın vücuduna sarılacak ve onu bambaşka biri yapacaktır. Öyle ki, Örümcek Adamken daha hızlı ve güçlü, Peter Parkerken ise kibirli ve küstah biri haline dönüşecektir. Eh, yıllarca “ezik” yaşamanın verdiği sıkıntıyla bu yeni karakteri bir anda benimseyen Parker, kendisine normalde yapmayacağı şeyleri yaptıran, zamanla onu tamamen esir alan bu simbiyottan kurtulabilecek mi acaba?

Çizgiroman kahramanlarını görsel efektlerle süsleyip ekranlara yansıtan Hollywood, bu işten daha çok ekmek kazanacak gibi gözüküyor. Öyle olmasa 350 milyon dolar gibi bir bütçe ayrılmazdı heralde bu filme. Serinin dördüncü, beşinci filmlerinin de çekilmesi muhtemel olsa da, Sam Raimi ve bu oyuncu kadrosuyla çekilen son film olduğu söyleniyor Spider-Man 3′ün.

Yer yer, eski Türk filmlerindekine benzer uzun ve sıkıcı sahnelerle seyirciyi bıktırsa da, eğlenceli sahnelerle -Fransız Restoranı sahnesi mesela- bu durum dengelenmeye çalışılmış filmde. Anlaşılan o ki, filmin biraz da “komik” olması istenmiş ama bu durumda da dramatik olması gereken sahneler gerçekten çok yapay ve “absürd” kaçmış. Bazı gereksiz sahneler çok uzatılırken, filmin kilit noktası olması gereken bazı sahnelerse, apar topar geçiştirilmiş ne yazık ki. Filmin en etkileyici kısımları -şüphesiz- çok başarılı görsel efektlerle bezeli aksiyon sahneleri olsa da, ilk iki filmdeki gibi akıllara kazınan sahneler bulmak hayli zor.

Marvel Comics’in çizimlerinden yola çıkılarak beyazperdeye aktarılan, Örümcek Adam serisinin 3. filmi olan bu film, hayranlarının beklentilerini tam anlamıyla karşılıyor denilemez. Meraklıları için, “popcorn” sineması ürünü, 140 dakikalık süresiyle Spider-Man 3 filmi, 4 Mayıs’tan itibaren sinemalarımızda..

Beterböcek 2 geliyor ama…

Çarşamba, Mayıs 2nd, 2007

Tim Burton’un 1988 yapımı unutulmaz filmi Beterböcek’in (Beetlejuice) devamının çekilmesi düşünülüyor ama ne yazık ki Beterböcek 2′ nin, doğrudan DVD piyasasına sunulacak düşük bütçeli bir film olması planlanıyor. WB şirketinin “direct-to-video” bölümüne daha fazla ağırlık vermek istemesi sonucu uygulamaya geçecek projede Tim Burton’un yanısıra eski oyunculardan da kimsenin dahil olmayacağı tahmin ediliyor.

Michael Keaton’a Beterböcek rolüyle hayranlık duyduğumuz, defalarca bıkmadan izlediğimiz, Winona Ryder’a aşık olduğumuz bu çocukluğumuzun filminden sonra, devam filminde de aynı tadı yakalayabilecek miyiz, göreceğiz..