Tarihin akışı tesadüflere mi bağlıdır? Adolf Hitler, İkinci Dünya Savaşı’nın sonunu göremeden ölseydi (öldürülseydi) savaşın seyri nasıl olurdu? Bunun cevabını elbet hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Bildiğimiz bir şey varsa, o da kendisine yönelik suikast girişimlerinin defalarca denendiğidir. Bunlardan biri de Albay Claus von Stauffenberg’in girişimiydi. Amaç Valkyrie adlı operasyonla (orjinal ismi Operation Walküre) Hitler’e suikast düzenleyip savaşı sona erdirmekti. Ne var ki, bu hiç de kolay olmayacaktı ve bu yola girenler hayatlarını ortaya koymuşlardı.
Yönetmen koltuğunda Bryan Singer’ı gördüğümüz filmin senaryosu, Olağan Şüpheliler‘in senaristine ait. Başrolde (Albay Stauffenberg rolünde) izlediğimiz Tom Cruise ise hem filmin hem de eleştirilerin odağındaki isim. ABD/Almanya ortak yapımı film, 2 saatlik süresi boyunca izleyiciyi sıkmadan, heyecanı fazla düşürmeden akıcı bir şekilde ilerliyor. Filmdeki atmosfer, savaş filmleri tutkunları için ideal. Gerçek olaydan yola çıkılarak hazırlanan bu başarılı yapım için ufak bir eleştiri: Filme, Alman aksanlı bir konuşma dili hakim olsa daha iyi olmaz mıydı? Valkyrie, 30 Ocak 2009′da Türkiye’de gösterimde.
Şu sıralar ikinci sezonu yayınlanmakta olan The Tudors’ın takipçileri, Kral 8. Henry’yi ve Tudor hanedanlığında dönen entrikaları merak eden tarihseverler, Natalie Portman, Scarlett Johansson ve Eric Bana’yı aynı filmde izlemek isteyenler,27. Uluslararası İstanbul Film Festivalindeki gösterimini kaçıranlar ya da yeniden izlemek isteyenler için Boleyn Kızı (The Other Boleyn Girl) 23 Mayıs’ta ülkemizde vizyona giriyor. İki kızkardeş (Mary ve Anne Boleyn) arasındaki aşk ve iktidar mücadelesi ve İngiltere tarihinin en çok merak edilen dönemini yansıtan film, Philippa Gregory’nin kitabından senaryolaştırılmış. Her ikisi de kralın yatağını paylaşan Boleyn kızları arasındaki mücadeleyi kazanan ve kısa süreli de olsa saltanata erişecek olan Anne Boleyn’in kızı Elizabeth de İngiltere tarihinde ismi çokça anılan bir kraliçe olarak bilinecektir. Ki kendisinden 4oo yıl sonra tahta çıkan “adaşı” 2. Elizabeth’in ülkemizi ziyaretinin izleri tazeliğini korurken, tarihi filmlerden hoşlananların bu kadrosu güçlü filmi kaçırmaması önerilir.
Hayatınız sona ermeden önce yapmak istediğiniz şeyleri düşündünüz mü hiç? Peki bunlardan bir liste hazırladınız mı? “Şimdi Ya Da Asla” (The Bucket List) tam da bu konu üzerine bir film. Biri çok zengin ama yalnız, diğeri ise fakir ama mutlu iki yaşlı adamın hayatları bir hastane odasında kesişir. Bundan sonrası, şu dünyadan göçmeden önce (to kick the bucket) yapmak istediklerini gerçekleştirecekleri dram ve komedi yüklü bir macera olacaktır.
Akademi ödüllü iki usta oyuncu Jack Nicholson ve Morgan Freeman’la The Bucket List bu cuma (1 Şubat) vizyonda.
Cem Yılmaz’ın A.R.O.G. ‘una iki rakip var: Şahan Gökbakar’ın “Recep İvedik”i ile Ata Demirer’in “Osmanlı Cumhuriyeti” adlı filmleri de vizyona girmek için gün sayıyor. Recep İvedik karakteri bize çok yabancı değil, halime ve camın kenarındaki adam desem yüzünüzde bir gülümseme oluşacaktır sanırım. Osmanlı Cumhuriyeti ise Gani Müjde’nin yeni Kahpe Bizans’ı, hem de başrolünde Ata Demirer ile. Kısacası bizi bol kahkahalı günler bekliyor. Üç filmin de youtube’daki fragmanlarını izlemenizi tavsiye ediyorum.
Cem Yılmaz, G.O.R.A’nın devamı niteliğindeki filmiyle yeniden beyazperdeye göz kırpıyor. Filmin kahramanı Arif Işık bu kez uzay yerine taş devrinde buluyor kendini. “Bir Yontmataş Filmi” olacak film henüz yapım aşamasında ama 3 dakikalık fragmanını aşağıda bulabilirsiniz.
Bu sayfalarda aylar öncesinden duyurulan Arı Filmi (Bee Movie), nihayet 14 Aralık’ta ülkemizde vizyona giriyor. Orjinalinde Jerry Seinfeld ve Renée Zellweger’in seslerinin yer alacağı filmin dublaj versiyonunda ise sürpriz bir isim ses verecek arımıza: Cem Yılmaz. (Herşey Çok Güzel Olacak filmini izleyenler, Cem Yılmaz’ın filmdeki “arı vız vız vız” repliğini -tebessümle- hatırlayacak ve belki hoş bir bağlantı kuracaklardır.)
Türkiye’deki sinema salonlarının hemen hepsi de, Cem Yılmaz’ın yanısıra Serhat Tutumluer ve Yetkin Dikinciler’in de sesleriyle yer alacağı bu dublajlı kopyayı vizyona sokacaklar. 90 dakikalık süresiyle animasyon/komedi tarzı yapım, arılarla insanların ilişkilerini ele alan eğlenceli bir konuya sahip.
1979 yılında Broadway’de gösterime giren, ardından birçok ödül kazanan ve tüm dünyada yüzlerce kez sahnelenen bir müzikal, Tim Burton’un yönetmenliğinde beyazperdeye geliyor. Vazgeçemediği oyuncusu Johnny Depp’i de yanına alan başarılı yönetmen, Sweeney Todd adlı katil bir berberin öyküsünü sunuyor bizlere. Zaten filmin “tam” adı: Sweeney Todd: Fleet Sokağının Şeytani Berberi. Helena Bonham Carter’ın da (ki kendisini Dövüş Kulübü’ndeki Marla Singer rolüyle ve Corpse Bride’daki sesiyle hatırlayacaksınız) Sweeney’in suç ortağı Bayan Lovett rolünde görüneceği filmin merakla beklenen kısımlarından biri hiç şüphe yok ki Depp’in şarkı söylediği sahneler.
Kariyer sahibi ve varlıklı bir kadın..Kendisi gibi varlıklı bir işadamı..Evlilikle sonuçlanması beklenen ilişkileri..Derken..Ortaya çıkıveren “özgür” ruhlu bir müzisyen..”Esas kız”ın aklını çelen bu müzisyenle birlikte oluşan “üçlü” ilişkiler ağı..ve kaçınılmaz son..Gözyaşı..
Peki bu klişe masalı farklı kılan ne? Tabi ki filmin omurgasını oluşturan “Sezen Aksu Şarkıları”. Hepimizi zaman zaman -ama az ama çok- etkileyen, ağlatan, neşelendiren Sezen Aksu şarkılarının başrolde “oynadığı” bir film, O Kadın. Hikayesindeki “duygu”nun diyaloglardan ziyade şarkı sözleriyle ifade edildiği filmde 19 Sezen Aksu şarkısı yer alıyor.
Bu yıl 6. yaşını kutlayacak olan Filmekimi, yine dopdolu, yine ödüllü yapımlara ve büyük ustaların eserlerine ev sahipliği yapıyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen festival, 19-25 Ekim tarihleri arasında Beyoğlu Emek Sinemasında gerçekleştirilecek ve toplam 21 film gösterimde olacak. Her gece 21:30 seanslarında galası yapılacak 7 film arasında ise “Persepolis”, “4 Ay, 3 Hafta ve 2 Gün”, “Paranoid Park” gibi merakla beklenen filmler mevcut. Ayrıca ilki geçen sene düzenlenen Nokia NSeries Kısa Film Yarışması da bu yıl yine Filmekimi’yle beraber başlayacak. Hafta içi gündüz seanslarının 3,5 Ytl’den satılacağı biletler 6 Ekimde satışa çıkıyor.
Mustafa Hakkında Herşey, Babam ve Oğlum gibi son dönemde Türk seyircisinin beğenisini kazanan başarılı filmlere imza atan Çağan Irmak, ilk uzun metrajlı filmiyle sonbaharda vizyona girmeye hazırlanıyor. Nasıl olur demeyin, 2001 yılında senaryosunu yazıp yönettiği filmi BANA ŞANS DİLE, yapımcı ile ilgili bir sorundan dolayı ancak bu sene vizyona giriyor. Film genel olarak okul içi şiddeti konu alıyor. İçe kapanık, iletişimsiz lise öğrencisi Bahadır, bir sabah dünyayı değiştirmek arzusuyla okula belinde silahla gider. Arkadaşlarını rehin alarak onlardan hayatları boyunca onları en çok yaralayan anılarını anlatmalarını ister. Böylece öğrencilerin hayat öyküleri üzerinden gelişen film, komiserin, öğretmenlerin ve muhabirlerin de katılmasıyla karmaşık bir hal alır.
Yaşatmak istediği gerilimi yaşatabilir mi bilinmez ama katıldığı festivallerden ödülle dönen film, 5 Ekim’de sinemalarda gösterime giriyor. Filmin bir ilginç yanı, İsmail Hacıoğlu ve Melisa Sözen’i 16 yaşındaki halleriyle izleyebilecek oluşumuz.